Sınıf öğretmeni Melek Hanım, ertesi hafta sınıf başkanı seçimi yapılacağını duyurdu. Bütün sınıf bu seçimi merakla bekledi. Adaylar iki kişiydi: Elif ve Kaan. İkisi de bir hafta boyunca arkadaşlarına neler yapacaklarını anlattı. Elif sınıfta bir kitaplık kurmayı, Kaan ise teneffüslerde oyun planı hazırlamayı vaat etti.
Seçim günü Melek Hanım sandık olarak sınıftaki ayakkabı kutusunu kullandı ve üzerine “Sandık” yazdı. Sonra tahtaya bir kural yazdı: “Oy gizlidir; herkes yalnızca bir oy kullanır.” Öğrenciler sırayla küçük kâğıtlara tercih ettikleri adayın adını yazdı, kâğıdı katlayıp kutuya attı. Kimse kimin kime oy verdiğini görmedi.
Oylar toplanınca sayım herkesin önünde yapıldı. Melek Hanım kâğıtları tek tek okudu ve tahtaya çizgi çekti. Sonunda Elif on dört, Kaan on iki oy almıştı. Sayım sırasında kimse ses çıkarmadı, çünkü herkes sonucu dürüstçe öğrenmek istiyordu. Sınıf bir an sessiz kaldı.
Kaan ayağa kalkıp Elif’e elini uzattı: “Tebrik ederim. Seçimi sen kazandın, birlikte çalışalım.” Elif de teşekkür etti ve Kaan’ın oyun planı fikrini sınıf çalışmasına eklemeyi önerdi. Arkadaşları ikisini de alkışladı. Çünkü kazanmak, diğer fikirleri yok saymak anlamına gelmiyordu.
Melek Hanım seçimin sonunda şöyle konuştu: “Bugün küçük bir demokrasi yaşadık. Demokraside herkes düşüncesini söyler, oylar gizli verilir, çoğunluğun kararına saygı gösterilir ama azınlığın hakkı da korunur. Büyüklerin seçimleri de böyle yapılır. Biz de sınıfta karar verirken fikrimizi söylemeli, başkalarını dinlemeliyiz.”