Karabük’ün Safranbolu ilçesine girdiğinizde zamanda geriye gitmiş gibi hissedersiniz. Dar sokaklar, kırmızı kiremitli çatılar ve sokağa doğru taşan ahşap cumbalarla yüzlerce yıllık evler hâlâ ayaktadır. Sokaklarında yürürken eski bir film setinde dolaşıyormuş gibi olursunuz. Bu eşsiz doku yüzünden Safranbolu, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır.
Kasabanın adı, bir zamanlar çevresinde yetiştirilen safran bitkisinden gelir. Safran, mor bir çiçeğin içindeki ince ipliklerden elde edilen değerli bir baharattır. Bu iplikler tek tek elle toplandığı için safran, baharatlar arasında en pahalılardan biri sayılır.
Safranbolu evlerinin iskeleti ahşaptandır. Duvarların arası kerpiç, taş ya da tuğla ile doldurulur. Üst katlar alt katlara göre daha geniştir; sokağa taşan bu çıkıntılara cumba denir. Cumbalar odalara daha fazla ışık ve daha geniş bir görüş sağlar. Ahşap, sarsıntıya karşı esnek davrandığı için bu evler yüzyıllarca ayakta kalabilmiştir.
Evlerin geniş saçakları yağmuru ve karı duvarlardan uzak tutar. Birçok evde bir avlu ya da bahçe, bahçede de bir çeşme veya havuz bulunur. Evlerde sofa denilen geniş bir ortak oda bulunur; aile üyeleri burada toplanır. Odaların tavanları ise ahşap oymalarla süslenmiştir. Bu tasarım, hem iklime uygun hem de aile yaşamına elverişlidir.
Bugün bu evlerin birçoğu müze, otel, kafe ya da dükkâna dönüştürülmüştür. Böylece hem korunuyor hem de kullanılmaya devam ediyor. Eski evleri korumak, geçmişin bilgisini geleceğe taşımak demektir. Safranbolu sokaklarında dolaşmak, tarihin içinde yürümek gibidir.