Karanlık bir odada, beyaz perdenin arkasında renkli figürler canlanır. Bir yanda kalın sesli, halktan biri olan Karagöz; öbür yanda ince konuşan, okumuş görünümlü Hacivat vardır. İkisi birlikte hem güldürür hem düşündürür. Bu geleneksel gösteriye Karagöz oyunu ya da gölge oyunu denir.
Gölge oyununda figürler genellikle deve ya da sığır derisinden yapılır. Deri ince kazınarak yarı saydam hâle getirilir ve boyanır. Figürler perdeye yaslanır; arkadan verilen ışıkla renkleri yansır. Figürleri ince çubuklarla hareket ettiren ve hepsini seslendiren sanatçıya hayalî denir.
Rivayete göre Karagöz ile Hacivat, Bursa’da bir caminin yapımında çalışan iki ustaydı. Sohbetleriyle işçileri o kadar güldürürlerdi ki iş yavaşlamıştı. Bu yüzden işten çıkarıldılar, ama halk onların esprilerini unutmadı. Bu hikâye, oyunun doğuşu olarak anlatılır.
Oyun belli bir düzende ilerler: Önce Hacivat’ın girişi, sonra Karagöz’ün gelişi, ardından konuşma ve asıl oyun, en sonunda bitiş bölümü gelir. Karagöz yanlış anlamalardan komik durumlar çıkarırken Hacivat onu uyarmaya çalışır. Oyun, insan davranışlarındaki yanlışları esprili biçimde gösterir; böylece herkes hem güler hem ders alır.
Karagöz oyunu, uzun yıllardır yaşatılan değerli bir kültür mirasıdır ve UNESCO tarafından da önemli bir miras olarak kabul edilmiştir. Bugün çocuklar için kukla ve gölge oyunu atölyeleri açılıyor. Siz de kartondan figürler yapıp bir el feneri ve beyaz bir çarşafla evinizde küçük bir perde kurabilirsiniz.