Her çocuk, nerede yaşarsa yaşasın, diğer çocuklarla aynı haklara sahip olmalıdır. Bu düşünceyle Birleşmiş Milletler, 1989 yılında Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi kabul etti. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu dünyanın birçok ülkesi bu sözleşmeye uymayı kabul etti. Sözleşmeye göre on sekiz yaşına gelmemiş herkes çocuktur. Her yıl 20 Kasım, Dünya Çocuk Günü olarak kutlanır.
Sözleşme, çocukların haklarını açıkça sıralar. Her çocuğun bir adı ve vatandaşlığı olmalıdır. Her çocuğun sağlıklı yaşama, yeterli ve dengeli beslenme, gerektiğinde doktora gidebilme hakkı vardır. Eğitim de her çocuğun hakkıdır; hiçbir çocuk okula gitmekten alıkonamaz.
Çocukların oynamaya, dinlenmeye ve eğlenmeye de hakkı vardır. Oyun, yalnızca vakit geçirmek için değil, öğrenmek ve gelişmek için de gereklidir. Bu yüzden evde, okulda ve mahallede çocukların oyun alanlarının güvenli olması gerekir. Ayrıca çocuklar kendilerini ilgilendiren konularda düşüncelerini özgürce söyleyebilir ve bu düşünceler dikkate alınmalıdır.
Hiçbir çocuk dili, dini, rengi, cinsiyeti ya da yaşadığı yer yüzünden ayrımcılığa uğramamalıdır. Çocuklar her türlü kötü davranıştan korunmalıdır. Kendisinin ya da başka bir çocuğun zarar gördüğünü fark eden herkes, bunu güvendiği bir yetişkine söylemelidir. Çocuklarla ilgili bir karar verilirken yetişkinlerin ilk düşüneceği şey, çocuğun yararı olmalıdır.
Haklarla birlikte sorumluluklar da vardır. Kendi haklarımızı öğrenmek önemlidir ama başkalarının haklarına saygı göstermek de aynı derecede önemlidir. Sınıfta sırayla söz almak, arkadaşının eşyasına zarar vermemek ve oyuna herkesi katmak bu saygının örnekleridir.