Pazartesi sabahı okulun bayrak töreninde bayrağı çekme görevi Zeynep’e verildi. Zeynep çok heyecanlıydı. Hatta evde eski bir çarşafı bayrak gibi katlayarak çalıştı. Hafta sonu boyunca bayrağı nasıl bağlayacağını ve ipi nasıl çekeceğini defalarca düşündü. Öğretmeni Murat Bey ona hazırlık sırasında bazı önemli bilgiler anlattı.
Murat Bey, Türk bayrağının kırmızı zemin üzerinde beyaz ay ve yıldızdan oluştuğunu hatırlattı. Bayrak yere değdirilmez, yırtılmış ya da solmuş bir bayrak kullanılmaz. Bayrak ilke olarak sabah göndere çekilir, gün batarken indirilir. Bayrağa saygı göstermek, ülkemize saygı göstermektir.
Sonra İstiklal Marşı’nı konuştular. Marşın sözlerini Mehmet Akif Ersoy yazmış, 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kabul etmişti. Marşın on kıtası vardır; okullarda ilk iki kıtası okunur. Marş, vatan sevgisini ve bağımsızlık isteğini anlatır. Marş okunurken ayakta dik durulur ve sessizlikle dinlenir.
Törenin günü geldi. Havada hafif bir serinlik vardı. Öğrenciler sıralara dizildi. Zeynep bayrağı göndere bağlayıp ipi yavaşça çekmeye başladı. Marş okunurken bayrak, rüzgârla dalgalanarak yükseldi. Zeynep’in elleri titredi ama ipi bir an bile bırakmadı.
Tören bitince Zeynep derin bir nefes aldı. Murat Bey, “Bayrağı çekmek yalnızca bir iş değil, bir sorumluluk. Bugün bunu çok güzel yaptın.” dedi. Zeynep o gün, bayrak ve marşın yalnızca resmî semboller değil, hepimizin ortak sevgisi olduğunu anladı. Arkadaşları da ona gülümseyerek baktı.