Selin hafta sonu parkta arkadaşlarıyla çok güzel fotoğraflar çekti. Annesinin telefonundan en komik olanı seçti: Defne, ağzı kocaman açık bir hâlde dondurma yerken yakalanmıştı. Selin fotoğrafı sınıfın mesajlaşma grubuna göndermek üzereydi ama önce annesine gösterdi.
Annesi fotoğrafa baktı ve sordu: “Defne bu fotoğrafın paylaşılmasını istiyor mu?” Selin düşündü, Defne’ye hiç sormamıştı. Annesi anlattı: “Bir kişinin fotoğrafını paylaşmadan önce ondan izin almak gerekir. Çünkü herkes kendi görüntüsünün nerede kullanılacağına karar verme hakkına sahiptir.”
Selin hemen Defne’yi aradı. İkisi güldü. Defne, kendisine sorulmasına sevindi. Fotoğrafta kendini komik bulduğunu ama grupta herkesin görmesini istemediğini söyledi. Selin özür dileyerek fotoğrafı göndermekten vazgeçti. İkisi birlikte, hepsinin beğendiği başka bir fotoğraf seçti.
Annesi fotoğrafın arka planını da inceledi. Karede okulun tabelası ve evlerinin kapısı görünüyordu. “İnternette paylaşılan fotoğraflar adresimizi, okulumuzu ya da günlük düzenimizi gösterebilir.” dedi. “Bu bilgiler tanımadığımız insanların eline geçerse tehlikeli olabilir.” Bunun üzerine fotoğrafı kırpıp tabelayı ve kapıyı çıkardılar.
Annesi son olarak şunu hatırlattı: Bir fotoğraf bir kez paylaşıldığında silinse bile başkaları tarafından kaydedilmiş olabilir. İnternetteki her paylaşım, geride bir dijital iz bırakır. Selin o gün kendine bir kural koydu: “Paylaşmadan önce üç kez düşün: İzin aldım mı? Kişisel bilgi var mı? Sonradan pişman olur muyum?” Annesi, ailece internet kuralları listesi hazırlamayı da önerdi.