Çekmecedeki Resimler
Sözcük sayısı: 205
Ayşe her akşam ödevlerini bitirdikten sonra çekmecesinden defterini çıkarır, yağmur damlalarının, martıların ve pencerelerinden gördüğü yaşlı çınar ağacının resimlerini yapardı. Bu resimleri kimseye göstermezdi, çünkü “Beğenmezlerse ne olur?” diye korkardı.
Bir gün resim öğretmeni Nilgün Hanım, Ayşe’nin defterinin köşesinden taşan bir çizim gördü. “Bu çok güzel.” dedi. “Neden bize göstermiyorsun?” Ayşe kızardı ve başını eğdi: “Ya hiç beğenilmezse…” diye mırıldandı. Öğretmen gülümsedi: “Sanat, herkesi memnun etmek için yapılmaz. Duyguları ve düşünceleri paylaşmak için yapılır.”
Nilgün Hanım, ay sonunda okul koridorunda küçük bir sergi açacaklarını duyurdu. Ayşe uzun uzun düşündükten sonra çekmecesindeki resimlerden beşini seçti. Her resmin altına küçük bir etiket yazıp adını ve tarihini ekledi. Çınar ağacını en sona koydu. Sergi sabahı midesi sıkışıyordu ama resimlerini panoya asmaya cesaret etti.
Teneffüste öğrenciler panonun önünde toplandı. Kimi resimlerin renklerine bayıldı, kimi martıların kanatlarını sordu. Bir arkadaşı, “Çınarın gölgesini nasıl böyle çizdin?” diye sordu. Ayşe önce çekingen, sonra heyecanla anlatmaya başladı: Gölgeleri çizerken kurşun kalemi yan yatırıyordu. Birkaç arkadaşı bu yöntemi hemen denemek istedi. Nilgün Hanım da uzaktan onları izleyip gülümsüyordu.
O gün Ayşe, bir resmin yalnızca kâğıdın üzerinde değil, onu gören insanların gözlerinde ve sohbetlerinde de yaşadığını fark etti. Eve dönünce defterini çekmeceye değil, masasının en görünür yerine koydu. Çünkü artık resimlerini saklamak değil, paylaşmak istiyordu.