Eskiden Türkçe, Arap harfleriyle yazılırdı. Bu harfler Türkçedeki sesleri tam karşılamıyordu ve öğrenmesi zordu. Pek çok insan okuma yazma bilmiyordu. Atatürk, okumayı ve yazmayı herkesin kolayca öğrenebilmesi için yeni bir alfabeye geçilmesini istedi.
Yeni Türk alfabesi 1928 yılında hazırlandı ve 1 Kasım 1928’de kabul edildi. Bu alfabeyi hazırlamak için dil bilimciler uzun süre çalıştı. Alfabede 29 harf vardır. Harflerin çoğu bir sesi gösterir. Bu yüzden okumayı ve yazmayı öğrenmek çok daha kolay oldu.
Atatürk yeni harfleri halka kendisi anlattı. Birçok şehri gezdi ve tahtaya harfleri yazarak öğretti. Köylerde, kasabalarda ve şehirlerde herkes yeni harfleri öğrenmeye çalıştı. Halk Atatürk’ü ilgiyle dinledi. Kısa sürede Millet Mektepleri açıldı; Atatürk de bu okulların “Başöğretmeni” oldu. Büyükler de bu okullarda okuma yazma öğrendi.
Bugün biz de bu alfabeyle okuyup yazıyoruz. Bir kitabı açıp okuyabilmek ne kadar değerli bir armağan! Bu armağanı iyi kullanmak, çok kitap okumak ve güzel yazmak bizim görevimizdir.