Doruk ile kardeşi Naz, tatilde deniz kıyısına gitti. Islak kumdan büyük bir kale yapmaya karar verdiler. Kovayla kum taşıdılar, küreklerle duvarlar kurdular. Kalenin dört köşesine de birer kule yaptılar.
Tam bitirmek üzereyken büyük bir dalga geldi ve kalenin yarısını yıktı. Naz’ın gözleri doldu. Doruk kardeşinin omzuna dokundu: “Üzülme. Bu sefer kaleyi denizden biraz uzağa yaparız.”
İkisi yeniden işe koyuldu. Kumu bu kez dalgaların ulaşmadığı yere taşıdılar. Duvarlara deniz kabukları, kuleye de bir kuş tüyü yerleştirdiler. Akşam olunca kale gün batımında altın rengi göründü. Naz, “İlk kaleden daha güzel oldu.” dedi.