Fen dersinde öğretmen her gruba bir pil, bir ampul, iki kablo ve bir anahtar verdi. Görev basitti: Ampulü yakmak. Efe ve Duru malzemeleri masaya dizdi. Efe, kabloları pilin iki ucuna bağladı ama ampul yanmadı. İkisi şaşkınlıkla birbirine baktı. Sınıfta herkes heyecanlıydı.
“Neden yanmıyor?” dedi Duru. Efe kabloların pile iyi takılıp takılmadığını bir kez daha kontrol etti ama sorun orada değildi. Birlikte devreyi incelediler. Öğretmen yanlarına gelip bir ipucu verdi: “Elektrik, bir yolda yürüyen yolcu gibidir. Yolun hiçbir yerinde kopukluk olmamalı ve yolcu pilden çıkıp yeniden pile dönebilmeli.”
Duru kablolara dikkatle baktı. Kablonun bir ucu ampulün metal kısmına değiyordu ama diğer ucu boşta kalmıştı. Kabloyu ampulün alt ucuna da bağlayınca devre tamamlandı ve ampul parladı. “Yanıyor!” diye bağırdılar.
Sonra devreye anahtarı eklediler. Anahtar açıkken devre kopuk olduğu için ampul söndü, kapatılınca yeniden yandı. Anahtar, devreyi istediğimiz zaman açıp kapatmamızı sağlar; evdeki düğmeler de aynı işi yapar. Öğretmen, kabloların içindeki metal tellerin elektriği ilettiğini, plastik kılıfın ise iletmediğini anlattı. Elektriği geçiren maddelere iletken, geçirmeyenlere yalıtkan denir.
Efe ve Duru bir silgiyi, bir tokayı ve bir kaşığı sırayla devreye bağlayıp hangisinin ampulü yaktığını denedi. Toka ile kaşık ampulü yaktı, silgi yaktırmadı. Öğretmen son olarak uyardı: “Bu deneyleri yalnızca küçük pillerle yapın. Prizdeki elektrik çok tehlikelidir; asla prizlerle oynamayın.” Duru bu deneyin sonucunu çizimle ve yazıyla defterine kaydetti.